30 Mart 2006 Perşembe

evet ! ben çok kötüyüm



Evet, ben gerektiğinde kötü bir insan olabilirim. (Belki de her zaman) Ve şimdi o zamanlarımdan biri. Ama kendime göre haklı nedenlerim var. Pehhh. Kendimi kandırdığım belli, ama siz çaktırmayın.



Her gün insanlar birbirlerine birşeyler sorar. Böyle bir şey bizi olgunlaştırır. Bilgi sahibi yapar. Şahsen hayatımı bilgi paylaşımına adadığıma inanırım ve kimse paylaşmadığımı iddia edemez. Yazdığım herhangi bir kodu veya tercümeyi ya herkese açarım ya da bana e-posta atan herkese gönderirim. Fakat burada ince bir nüans farkı bulunmakta; hiç kimse, insanların günlük mesailerini kendi işlerine ayırma lüksüne sahip değildir.



İşte ufacık bir hikayecik; Bir gün bir arkadaşa bilgisayar almaya gittik! Arkadaş beni biraz anladığım için çağırdı. Sabah 7'de yola çıktım. Yazıcıoğlu İşhanına geldiğimde diğer bilgisayar bilen arkadaşlarının da bu kutsi günü şenlendirmek için değerli görüşlerinden istifade amaçlı burada bulunduklarını anladım.



Böyle bir işi neden yaparsınız? Arkadaşınız çok samimidir. Ve onun için oralara gidip zamanınızı harcamak; sizin için sorun olmaz. Fakat oraya gidip 3 kişiyi daha bilir kişi olarak görmek; insanların zamanının alındığı konusunda ve sizin dostluğunuzun temelleri konusunda ciddi şüpheler oluşturur.



Bir arkadaşınız size bilgisayar kurduruyor, diğer bir arkadaşı evine davet ettirip mp3 CD'lerini getirmesini istiyor. Öbür arkadaşına ise abi kazaa nasıl kuruluyor? oyun, divX felan indiricem bu bilgisayardan diyor, bir diğerine antivirüs ve firewall kurduruyorsa, o arkadaşınız benden mikrop olmasın bir mikrop, hatta bir parazit, tenya ve terliksi hayvandır.



Bu genelde zavallı doktorların başına çok gelir. Akşam yemeğine çağrılır. Sonra sıra ile şikayetler bildirilir. Ülserler, kabızlar, ishaller ... Zavallı adam yada kadıncağız. Hayatı boyunca böyle manzaralara alışıktır.



İş yerimde çalışan entellektüel abilerimizden Sacit Abi, işe yeni başladığında; "Fırat Bey, biliyorum çok yoğunsunuz, fakat bana bir randevü felan ayarlarsanız sizinle bir şey görüşmek istiyorum." dedi. Ben, jabber ya da msn'de away olduğum zaman bile arkadaşlarım sağolsun mesaj yağmuruna tutar. Bu bir Türk geleneğidir. Türk'e away işlemez. "He, he, biliom ordasın leyn. Lam olum bize de bunu yaptın ya! Sen çok değiştin. Ne öyle dışardayım felan ayakları." "Hey Allam" Neyse konuya döneyim. Önce bir afalladım. Nasıl yani diye? Sonra ha bu arkadaş Türkiye'ye ve Türkiye'deki zaman kavramına alışamamış diyerekten; Bilgisayarımdaki işi bir süreliğine bırakıp, nasıl yardımcı olabilirim dedim. Bu sefer de o şaşırdı. Durum, 1 - 1 olmuştu. :)



Hangisi doğru bilmiyorum. Ama insanlar, birbirlerinin üretkenliklerini baltalamamalıdırlar. Olabildiğince saygı göstermelidirler. Örneğin Evdeki çalışma ortamım olabildiğince sessiz, pijamalarımı giyip çalıştığım bir ortamdır. Evde bir saatte yaptığım bir işi, iş ortamında saatlerce uğraşsam yapamam. Niye? Pijamam yok! Ama pijama şöyle dursun. Daha ufak giysiler bile devletin bölünmez bütünlüğünü bozuyor. Pixar'da ya da Google'da çalışsaydım. Onlar pijama giymeme izin verirlerdi. Abartmıyorum, finding nemo DVD'sinin içeriğine bakın isterseniz.



Uzun lafın kısası, yada kıssadan hisse: Ünlü hacker ve profesyonel dallama; Eric Raymond'un şu sözlerine kulak verelim: [Sözüm bilgisayarcı arkadaşlara :)]




  1. Cevabı, webde arayarak bulmaya çalışın.

  2. Cavabı, el-kitabını okuyarak bulmaya çalışın.

  3. Cevabı, Sıkça Sorulan Soruları okuyarak bulmaya çalışın.

  4. Cevabı, sezinleme ve deneme yanılma ile bulmaya çalışın.

  5. Cevabı, becerikli bir programcı arkadaşınıza sorarak bulmaya çalışın.

  6. Cevabı, programcıysanız kaynak kodları inceleyerek bulmaya çalışın.



Bunlarda benden olsun, eğer bilgisayarcıysanız: arayacağınız kelimenin sonuna samples, examples, tutorial, howto, manuel gibi kelimeler ekleyip ulu bilge google'da aratın. Başka bilim dalları için birşey diyemem ama bilgisayarcılar için bir google, bir wikipedia, bir linux man sayfaları yeter.

0 akıllı da taşı çıkaramamış: