26 Ocak 2006 Perşembe

pixar artık walt disney'in

Hayatta en çok çalışmak istediğim firma olan pixar'ı duydumki 7.4 milyar dolara Walt Disney satın almış. Ben alıcaktım hızlı davranmışlar :) Ne yapalım artık Walt Disney'de çalışmak en büyük hayalim oldu.

22 Ocak 2006 Pazar

gnome türkiye

Gnome Türkiye IRC kanalı: irc.gnome.org, #gnome-turk


Gnome e-posta listesi : http://mail.gnome.org/mailman/listinfo/gnome-turk/


Gnome Türkiye : http://www.gnome.org.tr/








lütfen destek verelim

20 Ocak 2006 Cuma

eğlence hakkında

Yatakta bir oyana bir buyana dönerken neden bunları günlüğüme yazmıyorum dedim...

Bugün öğrendiğim kadarıyla aptalca hayat felsefelerimi orada burada açıklamayıp kendime saklamalıyım. Ama burda açıklayabiliriiim... evet... Ne de olsa burası kişisel saçmalıklarımı barındırdığım mikropyuvası :)



Şimdi izin verilirse sevgili linus abinin altın kurallarını alıp biraz düzenlemek istiyorum.



  1. Başkalarına, onların sana yapmalarını isteyeceğin şeyleri yap.

  2. Yaptığın şeyle gurur duy.

  3. Ve onu yaparken eğlen



Buradaki eğlencenin hedonist bir felsefe ile yani yalnızca hayatta zevk almak için yaşamayla alakası yok elbetteki. Eğlence, entropinin 2. kanunudur. Yaptığınız her şey, eğlenceye yönelinir. Eğer yönelmez ise bozulur ve yok olur. Yani eğlence maddenin en az potansiyel enerjiye sahip olan halidir. Eğer eşinizi sevmiyorsanız boşanır ve yeniden evlenirsiniz. Eğer işinizi sevmiyorsanız istifa eder yeni bir iş bulursunuz. Eğer yer küre bir santim daha güneşe yaklaşsaydı bilin ki bu hiç eğlenceli olmazdı. :) Yani dünya yörüngesini seviyor. Yani kainat bir birini seven nesnelere tutunuyor aslında. İnsanlığın arayışının da mutlak sevgi olduğu kaçınılmazdır o zaman. Ve yeterince iyi olursanız ölünce çok eğlenceli bir cennete gideceksiniz belki de :)



Başarı saçmalığı

Linux şenliklerinde debian panelindeyiz. Uzun bir GPL tartışmasından sonra ben mikrofonu elime alıp Recai OKTAŞ'a hesap sorar gibi neden Debian GNU/Linux projesinin bu kadar uzun sürdüğünü sordum. Peşine mikrofonu Selçuk ERDEM aldı. Piyasa baskısı denilen şey yüzünden ne kadar iğrenç işler çıktığından bahsetti. Bana bu açıklamalar işin açıkcası çok mantıklı gelmemişti. Bir dağıtım en kısa zamanda çıkmalı ve başarıya ulaşmalıydı.



Yeni yeni anlıyorum ki Selçuk ERDEM haklıydı. Başarı şu demektir: Lisans öğretiminizde kütüphanedeki kitaplardan çalışıp en düşük notları almanız. Ve hocanın deftere yazdığı örnekleri çözüp ezberleyenlerin en yüksek notları almasıdır. Suçunuz yaptığınız işten zevk almanızdır. Hiç unutmam Bilgisayar Donanımı dersinden 40 almıştım. Benden kopya çekenler 90 almışlardı. Bir çok dersten böyle not almama rağmen en çok bu koymuş belliki :) Ve ben o sıralar debug'ta gözüm kapalı Bitmap dosyası yazabiliyor, 32 bit Assembly kodu yazıp, program kırabiliyordum. Hatta M$'ın Visual Studio'sunun sınırlı sürümünü kırmıştım. Ama korkmayın yalnızca eğlence için kırdığım için kimseye dağıtmamıştım. Zaten böyle bir şeyin her zaman karşısında olmuşumdur. (İsteyen Mutasyon.net Assembly makalelerine bakabilir.)



Başarı para değildir, başarı insanlar sana başaramadı demesin diye yapılan bir şey değildir. Başarı yaptığın şeyi herkes kullandığında duyduğun mutluluktur. Ve bu yüzden başarı paylaşıldıkça eğlencelidir.



.... Evet ben başaramadım. Başaramadım çünkü program yazarken lanet eşittirler alt alta gelmeli, çünkü bundan hoşlanıyorum. Başaramadım çünkü mutlaka aptalda olsa son teknolojiyi kullanmam gereklidir. Çünkü bunu yaparken öğreniyorum ve ancak böyle eğlenceli oluyor. Başaramadım çünkü yaptığım şeyleri paylaşıyorum. Başaramadım çünkü kullanımı en zor metin düzenleyicide ama afrikadaki açlara yardım etmeyi felsefe edinmiş vim ile yazmak istedim.



Hayatta acısıyla tatlısıyla bir çok şey yaşanıyor. Bazı şeyleri zevk alarak yapmamız gerekirken, bazı şeyleri ise nefret ederek yapıyoruz. Evdekiler sizi bilgisayarın en heyecanlı yerinde ekmek almaya yollayabilir. Ama durun bir dakika! Siz, bunu sizden isteyenleri seviyorsunuz. Ve bunu belki biraz oflayarak belki biraz puflayarak yapıyorsunuz. Yada yapacağınız iş sevdiklerinizin hayatını da etkileyebilecek bir iş, buna da katlanabilirsiniz. Fakat sevmeyerek yaptığınız diğer işler ise termodinamiğin 2. kanununa tabidir. Bir süre sonra işi isteyene kafa atıp, kafasına sert bir cisim ile vurabilirsiniz. Motorlu testerenin böyle icat edildiğini düşünüyorum.



Bu yazdığım saçmalıklarımı anlayacak olan E.A.N kardeşimin hastanede olduğunu duydum. Allahtan acil şifalar diliyorum. Bunların dışında yukarıdakilerin uygulanması halinde sorumluluk kabul etmiyorum :) Benim işe yaramaz boş felsefelerim yalnızca beni bağlar. Bir deli bir kuyuya bir taş atmış kırk akıllı çıkaramamış olayı olmasın sonra.



Sıkça Sorulacak Sorulara Sıkıca Cevaplar

Cvp: Hayır manik bir durumum yok. En azından şimdilik


Cvp: Evet eminim


Cvp: Son kararım

18 Ocak 2006 Çarşamba

eğitime destek betiği 0.1

Arkadaşlarım ntvmsnvbc.com'da eğitime destek kampanyası olduğunu söylediler. Bende ufak bir bash betiği yazdım. Çok iyi olmadı ama GPL olduğundan isteyen arkadaşlar geliştirebilir. Oturduğunuz yerde bu betiği çalıştırıp siz işinize devam edin. :)




#!/bin/bash

COUNTER=0
while [ $COUNTER -lt $1 ]; do
wget -q -O /tmp/.temp http://www.ntvmsnbc.com/modules/egitimedestek/
cat /tmp/.temp | grep "^<b>"
let COUNTER=COUNTER+1
done


örnek kullanımı:

./egitime_destek 1000


örnek çıktı:

<b>AYDIN MERKEZ, Umurlu Şehit Rıfat Tunçbilek İlköğretim Okulu</b>'na
<b>UŞAK MERKEZ, Halit Ziya Uşaklıgil İlköretim Okulu</b>'na
<b>KAHRAMANMARAŞ ELBİSTAN, Esentepe İlköğretim Okulu</b>'na
<b>UŞAK MERKEZ, Yaşar Akar İlköğretim Okulu</b>'na
<b>KARABÜK MERKEZ, Mimar Sinan İlköğretim Okulu</b>'na
<b>ZONGULDAK DEVREK, Kuva-yı Milliye İlköğretim Okulu</b>'na

08 Ocak 2006 Pazar

yazılımcı olmak

Sara ile benim eskiden dediğimiz gibi, Linus'a bir dolap köşesiyle iyi bir bilgisayar verip onu biraz makarnayla beslersen kusursuz bir mutluluğa erdiğini görürdün.


Yalnız... O büyürken yüreğim ağzımdaydı: Böyle giderse nasıl olup da hoş kızlarla tanışacaktı ki?


Anna TORVALDS (Linus'un annesi)



Bunun benim için asıl anlamı telefon hatlarının sürekli meşgul olması ve kimsenin bizi arayamamasıydı... Bir zaman geldi, yerkürenin her köşesinden gönderilmiş posta kartları almaya başladık. Gerçek dünyadaki insanların onun yaptığı şeyi sahiden kullandığını sanırım o zaman anladım.


Sara TORVALDS (Linus'un kız kardeşi)

07 Ocak 2006 Cumartesi

sen de mi abla :)

Artık ablamın da bir günlüğü var.


Arwen'in günlüğü

05 Ocak 2006 Perşembe

aldırma

Geçen gün Muhammet Ali'nin hayatını izledim. Muhammet Ali, kendine verilen köle ismini kabul etmeyip, Muhammet Ali ismini alıyor. Akabinde Muahmmet Ali'yi yok etme operasyonu başlıyor. Vietnam savaşına çağrılıyor. Boks maçları iptal ediliyor. Sonunda iflas edip, bütün sevdikleri tarafından terkediliyor. Ama O, biliyorki inanan bir insan sarsılsa da yıkılmaz. Ve düştüğü yerden daha güçlü kalkıyor. Yumruklarını Amerikan hükümetine doğru sallıyor bu kez. Ve haksızlığa.



Belki herkes tarafından eleştirileceksiniz ama attığınız adımlardan eminseniz aldırmayın. Herkes size sırt çevirse de İnandığınız hep kalbinizde devam edin.



Bu konuyla alakalı çok sevdiğim bir şiiri buraya yazmak istedim, ama yine farklı taraflara çekileceği için yalnızca bağlantısını veriyorum. işte burası



en sevdiğim mısraları ise şunlar:



Bir ada rüzgarı gibi
Sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun
Ve değer ver hatıralara

genetik algoritma 0.1


Görev : Yüksek lisans ödevim için genetik algoritma programı yazmak.
Araçlar: matlab, r-cran, octave ve python.


İnsan bir kere python ile tanışınca başka dille yazmak ar geliyor. Bu nedenle öncelikle scipy'ı denedim ama scipy'ın genetik algoritma kütüphanesi hem çok karışık hemde sürekli hata veriyordu.


Cevap: NIH


NIH sendromu, sizi bir çekirdek, bir dağıtım, bir kütüphane, bir cms yazmaya kadar götürebilir. Yani "Not Invented Here". Eğer burda icat edilmemişse kullanılması caiz değildir. Yazılımcılar (bende bu grupta sayılabilirim sanırım) genelde çoğu nedenden dolayı NIH sendromuna kapılabilirler.

En iyi programı ben yazabilirim ya da ben yazarsam ancak anlayabilirim. Aslında cevap her zaman tutkudur. Belki Linux'un, BSD'nin, OpenDarwin'in temellerinde bu tutku yatıyordur. Bir sabah kalkıyorsunuz ve kernel geliştiricisisiniz. Eğer hayatınıza Windows kullanarak devam etseydiniz. Wista yada her ne halt ise onun en yakın bilgisayarcıya gelmesi için bekleyeceksiniz, tabi bazılarımız için bu en yakın korsan CD satıcısı.

Neyse demek istediğim NIH sendromu eğer keyif alıyorsanız iyi birşey. :) Ve tutulduğunuz saçmalığa göre taraftar bile toplayabiliyorsunuz. Yani bir nevi kendini padişah, sadr-ı azam vs.. olarak hisseden bir oda dolusu adam ile çalışmak gibi. Ama bu çalışma çok eğlenceli.

Neyse sözü fazla uzatmadan yaptığım saçmalığı bu adresten indirebilirsiniz, değiştirebilirsiniz, ona ya da, şuna belki buna da verebilirsiniz.

01 Ocak 2006 Pazar

su

pismikrop'un seyir defteri yıl 2006,



Bugün insan ruhu ile su arasında anlaşılmaz bir bağ keşfettim. Sanki insanlar temizlenince ruhları da temizleniyor gibi. Su bir yandan akarken, insanın tüm dertlerini de götürüyor. Haddim olmayarak bir yorum yapmak istiyorum. İbadetten önce dinin insanlardan temizlenmelerini istemelerini de bunla ilintili buluyorum artık. Ne zamandan beri? demin, biraz önce, az evvel işte..



Necif Fazıl KISAKÜREK'ten 8 adet mısra-i berceste Yani zeka sıçraması, yürek hoplaması mısralar




SU I
Bir hamam ki, arınma gayesinden şaheser;
Arınmışları yeri, Cennette nurlu kevser.

SU II
Kainatta ne varsa suda yaşadı önce;
Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.

SU III
İnsanlar habersizken yolların verasından,
Gökle toprak arası su şaşmaz mecrasından

SU IV (bittiğim an)
Su kesiksiz hareket, zikir, ahenk, şırıltı;
Akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı.

SU V (suyu ağlatan şair: NFK)
Kah susar, kah çırpınır, kah ürperir, kah çağlar;
Su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.

SU VI (bu mısralar ise sanırım tezim ile örtüşüyor.)
Su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen;
Yerde kire battı mı, bulutta temizlenen...

SU VII
Bu dünya insanlığa manevi hamam olsa;
Her rengiyle insanlık tek renkte tamam olsa...

SU VIII
Su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet;
Onu madeni gökte altınlar gibi sarfet!

siz isteyin biz yayınlayalım :)

Yazdıklarım konusunda iyi ya da kötü tepkiler aldım. Faşist diyenler oldu, komünist diyenler de oldu. Gülüp geçtiklerim oldu. Üzüldüklerim oldu. Üzüldüğüme üzülenler, üzdüklerim de oldu. İşte yazanlardan biri sevgili Avukat İrfan Abim, Onun yazdıklarını kelimesi kelimesine aktarıyorum. Yalnız bir "de" ayrı yazılması gerekiyordu sanki ben çok iyi Türkçe yazıyormuşum gibi onu ayırdım. Başka da bir değişiklik yapmadım Valla.




--------------------------------------------
Tatlı Fırat,

Sen hep gözümde eski fıratsın ne kadar büyüsende, sitende anlaşılmaz şeyler yazsan da.

Sitende sonunda anlayabileceğim şeyleri gördüm. Aslında şaşırdım, kalemin güçlüymüş
ve baba şeyler yazabiliyorsun anlayacağın bir potansiyel var. Bunu daha geliştirip
güncel konulara değinebilirsin. Bu insanlara faydalı olabilir.

Fıratçım benim bilgisayara da bir isim koy bakalım. Ama telaffuzu kolay olsun yani
bilgisayar şımarmasın havalı bir isim olursa kapris yapar sonra.

Fıratçım orhan pamuk ve ermeni konusundaki yazını biryerlerden alıp koydun sandım
çok iyi, fakat bizlerin tarih konusunda aydınlatılmadığımız noktalar var ve bu
karanlık noktalar bıraktığımız zaman ilerde izahta zorlanıyoruz.

Benim dedem yani babamın babası ailenin tek erkek çocuğuymuş ve dedemin babası ile
vedalaşması her zaman benim gözlerimi yaşartmıştır. Dedemi askere çağırıyorlar babası
köyden onu uğurluyor ve üç kere dedem gidip geri dönüyor ve babası ile sarılarak
vedalaşıyor bu veda onlar için son vedaymış dedem döndüğünde köyünde kimseyi bulamamış
ermeniler tarafından herkes öldürülmüş.

Ermenilerin 24 nisan'ı soykırım günü ilan etmesinin sebebi Ermenilerin aydın olarak
önde olan isimlerinden 1500 tanesinin bu tarihte tutuklanarak bilinmeyen bir yerlere
götürülmesi ve bunlardan birdaha haber alınamamasıdır. Ermeniler bunu hiçbir zaman
içlerine sindirememişlerdir.

Yani asıl tehcir dediğimiz tehcir kanununun çıkış tarihi 28 Mayıs'tır. Bu tarih
aslında gecikmeli olarak alınmış tarihtir. Ermeniler tarafından öldürülen Talat Paşa
aslında tehcir kanununun çıkmasını geciktirmiş ve böylece yüzbinlerce Türkün ölümüne
sebep olmuştur. Bu kanunun 3 ay öncesinden çıkması halinde Ermeniler böyle azmayabilirdi
ve belki tehcir sebebiyle bu kadar çok ölümler yaşanmayabilirdi.

Tehcir sebebiyle Ermenilerin öldüğü bir gerçektir. sayısı konusunda abartılı
rakamlar olduğunu biliyoruz ama gerçek rakam 800 bin ile 1 milyon cıvarındadır.
Fakat bu ölümlerin büyük sebebi göç sebebiyle açlık, hava şartları, onların zengin
olduklarını düşünüp bu niyetle saldıran kürt aşiretlerdir.

Unutulan husus ise aynı dönemde 1.5 milyon Türkün öldüğüdür. Bu konuda hep eksik ve
karanlık açıklamalar arada prim yapmak isteyen tiplerin gündeme oturmasına sebep oluyor.

Dostum biraz bilgi vermek istedim. Bu arada yazdığın yerde görüşlerini yansıt ama
keskin olmamaya dikkat et, elbetteki senin siten ama buraya herkes girebiliyor.
Belki birgün konuk sanatçı olarak yazarım nasıl yazıldığını öğretebildiğinde

2005 bitiyor ve son mesajım sana olsun. ınsan, istanbul'da yaşayıp değişik, farklı
kültürde olan, garip insanları görünce, tanıyınca güzel insanlara nasıl bağlanıyor
bilemezsin. Sen ve ailen öylesin işte.

Seni çok çok öpüyorum. görüşmek üzere

Av.irfan hattatoğlu